MAHALLE ÇEŞMESİ


70’lere gelinceye kadar her evde su yoktu, Mahalle ve sokak çeşmeleri vardı, herkes suyunu oradan alırdı, Biz muhacirlerin oturduğu bölgede, Erzin-Dörtyol yolu üzerinde, Veysel Kervancı’nın evinin önündeydi çeşme, Kadınlar yıkanacak çamaşırları toparlayıp, aceleyle çeşme başına giderlerdi yer kapmak için, Bütün dedikodular, muhabbetler, tatlı atışmalar, Bazen de kavgalar yapılırdı çeşme başlarında. Bir keresinde, Bir kamyon geçiyordu…

SİNEMA GÜNLERİ


60’ların sonuna gelindiğinde yeni evimize taşınmıştık. Toprak değil, kerpiçten yapılmıştı,elektrik de bağlanmıştı. 2 odası olan bir evdi, her bir odanın kapısı dışarıya açılıyordu, Odalardan biri mutfak olarak, diğeri de oturma ve yatma için kullanılıyordu, Odalar arasında bel hizasında küçük bir delik vardı, mutfaktan getir götür işleri buradan el ile uzatılarak yapılıyordu, Sonra eve bir oda…

AKSARAY’DA ÜÇ EV


Hayat elinde iplerimizi tutan bir oyuncu gibi, Kendi kurgusuna uygun olarak bize biçtiği oyunu sergilemekte, Çoğu zaman da beklentilerimizin çok ötesinde bir başlangıç veya final yaşatmaktadır.   MERHABA İSTANBUL 04 Aralık 1989, İstanbul’da ilk işe başladığım tarih, O güne kadar hayatımın hiçbir evresinde İstanbul’da yaşamayı planlamamıştım. Üniversiteyi Ankara’da okumuş,   gelecekle ilgili planlarımı da, arayışlarımı…

BAŞLAMAK


Bu gün blokumda; sevgili dostum Serdar YAKAR ‘ın sabah saatlerinde bana gönderdiği e mail mesajını yayımlamayı tercih ettim. bununla birlikte yazını başlığını oluşturmak ve ufak tefek ayarlamalar yaparak küçük bir katkı sağlamayı da ihmal etmedim. Okumanızı tavsiye ederim. BAŞLAMAK “Merhabalar İsmail Kardeş; Yerimiz gönüller, yurdumuz umutlar; Varlığımız sağlığımız, varsıllığımız yapıtlar; Yokluğumuz düşler; yoksunluğumuz düşüncesizlikler; Eylemimiz…

YAŞAM ENERJİSİ


Dünya yüzeyinde sayısı 6 Milyarın üzerinde olan İnsanoğlu için bir o kadar sayıda hayat ve hayat hikayesi vardır. Her bir hayatın; Yaşamla ilk yüzleştiği an, yer, insan ve toplum, Karşılanma biçimi, duygu (güven-tehdit-korku -sevgi- nefret) Bir diğerinden farklıdır. İlk yüzleşilen; Bazıları için dostça bir bakış, sevgi dolu bir dokunuş ve ses iken, Bazıları için tehdit…

ÖMÜR DEDİĞİN AKŞAM GÜNEŞİ


” Ömür dediğin, bir akşam güneşi gibi, Bir bakmışsın gelmiş, Bir bakmışsın gitmek üzere, Tadına doyamazken, Nasıl geçtiğini de anlayamazsın.” (Sıdıka Mahmutluoğlu / Anneannem) Geçmiş Zaman Yolcusu Yeşilköy – İSTANBUL 08.11.2010

ALGILARIMIZ


Bu gün Televizyonda “Tetikçi” adlı filmi izliyordum. Filmin başlarında geçen bir sahnede, filmin kahramanı bir helikopteri pervanesinden vuruyor, bunun sonucunda helikopterden etrafa bir anda şiddetli bir biçimde, duman – yakıt  ve muhtelif parçacıklar saçılıyordu.   Tam bu sahneye dalmışken küçük kızımın sesini duydum.  Eliyle helikopteri gösterip; “aaa. baba, bak çiş yapıyor!..” diyordu.   Kızım, bu…

HER GÜN YENİDEN DOĞMAK


ANNEANNEM SIDIKA Rahmetli Anneannemin “Sıdıka” hayatımda çok önemli bir yeri vardır. Kendisi, kökenleri Moğolistan’ın kuzeyindeki bu günkü Rusya Federasyonu toprakları içerisinde kalan ve Baykal gölünün civarında bulunan Erzen’den  (Erzin) yola çıkan ve önce Erzurum’a, daha sonra Van civarına ve zaman içerisinde yaşanan göçler sonrasında Çukurova’ya gelen Türkmen aşiretlerine dayanıyordu. 1970’li yılların başında dedemi kaybetmesinden sonra,…

OĞLUM


MERHABA AVCILAR        Aksaray’dan Avcılara taşınmamla birlikte  hayatımda bir dönem kapanırken, yeni bir dönemin kapısı aralanmıştı. “Merhaba, yeni doğan güne, dostluklara, aşklara, tutkulara, umuda, Merhaba yeni hayata…..” Alp kısa bir süre daha İstanbul’da kaldıktan sonra, Telsiz Zabitliği ile ilgili zorlu sınavları aşmış ve sertifikasını almış, daha sonra da uzun yol seferleri yapan kuru yük gemilerinde çalışmaya…

Günün Fotoğrafı 11.05.2011


Zom Hüseyin (Hüseyin Mahmutluoğlu) /Geçmiş Zaman Yolcusun’nun Arşivinden “Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” İstiklal Marşından .