ORADAKİ KİM


Sessiz, Sonsuz bir hiçliğin içinde, sanki birşeyler arıyordu. Birden, bir fısıltı esti kulaklarında, Sessizliğin sesi duyuldu bütün benliğinde;     Hey sen!…   Kim seslendi ?   Ben!…   Bana mı seslendin?     Sana seslendim,adın ne,ne arıyorsun?   Bir çocuk arıyorum, Dört yaşındayken babasını kaybetmiş, Çok üzgün, ama kimseye belli etmiyor, Kimse de farkında…

MAVİ YUNUS


Ben bir mavi yunus olsam, Dolunayda sana rastlasam, Baksam baksam doyamasam, Kara sevdalar bağlasam,   Aylardan Temmuz olsa, Sen doğsan, ben doğsam, Gözlerinin karasına dalsam, Dalsam dalsam kaybolsam,   Ben bir mavi yunus olsam, Her yelkende seni arasam, Arasam arasam bulamasam, Aradığımı söylemesem,   Anılarda seni bulsam, Bugünlerimde  sevsem, Öpsem öpsem koklasam, Yinede hiç doyamasam,…

ÜŞÜYORUM


Sabah saat 06:30 suları…. Mevsimin Bahardan Yaza yolalma zamanında…   Anne çok üşüyorum, kıyafetimi giydirirmisin… Kıyafetin üzerinde oğlum…. O zaman demekki ben hayallendim. Üstümü örtermisin… Tamam oğlum hemen örtüyorum…   Kadın oğlunun üstüne bir battaniye ile sıkıca örter…. Tamam anne… Hadi sen git biraz uyu. Saatlerdir hiç uyumadın zaten…   Kadın kalkar ve yatağına gider….

ZAMAN VE BİZ


Zaman, tek gidişli bir tren gibi bilinmeyenden gelip bilinmeyene akıp gidiyor, Milyarlarca yıldan bu yana sayısız yolcular binip iner bu trene, Önce büyük patlama gerçekleşir, O andan itibaren her şey Yolculuklarını  doğum, yaşam ve ölüm döngüsü içerisinde sürdürmüye başlar, Patlamanın enerjisi yani bedenimizin ilk ataları biner trene, Milyonlarca yıl sonra, enerji halimiz yolda iner, İlkel…

ALTIN YAŞ


Geçenlerde 16 Temmuzu yaşadık hepimiz, Bir çoğumuz için anlamı olmayan sıradan bir gündür muhtemelen, Ben ise tam 46 yaz önce o gün doğdum. Dile kolay, tam; 46 Yıl, 184 Mevsim, 552  Ay, 2392 Hafta ve 16790 Gün.   Bize neredeyse sonsuzluk gibi gelen bu süreler, hatta 100 yıllık bir ömür bile, Dünya için ve evren…

İLK ANILAR


İlk anım, henüz bir yaşıma basmadığım günlere aittir. Tek odalı bir toprak evde oturuyorduk o zamanlar, Odanın zemininde “Taft” diye adlandırılan, Yerden biraz yüksek olan tahtadan bir zemin vardı. Henüz kundaktaydım o zaman, Yatıyordum ve başımın ucunda duran kıpkırmız bir birşeyi seyrediyordum. Üzerine biraz güneş ışığı değiyordu. O zaman elbette gördüğüm şeyin domates, renginin de…

IŞIKSIZ GÜN HİKAYELERİ


Benim kuşak çok ilginç bir kuşaktır. 78 kuşağı derler bize, Nice değişimlere tanık olduk biz, nice zulümlere,yok oluşlara, Teknolojinin ne demek olduğunun bilinmediği dönemlerden geldik biz, 60’lı yıllarda elektrik gelmemişti bizim oralara henüz, İdare lambaları, gaz lambaları vardı, Biraz durumu iyi olanlarda ise Gemici Fenerleri ya da Lüküs’ler  vardı o zamanlar. Ne güzel günlerdi bilirmisiniz….

MAHALLE ÇEŞMESİ


70’lere gelinceye kadar her evde su yoktu, Mahalle ve sokak çeşmeleri vardı, herkes suyunu oradan alırdı, Biz muhacirlerin oturduğu bölgede, Erzin-Dörtyol yolu üzerinde, Veysel Kervancı’nın evinin önündeydi çeşme, Kadınlar yıkanacak çamaşırları toparlayıp, aceleyle çeşme başına giderlerdi yer kapmak için, Bütün dedikodular, muhabbetler, tatlı atışmalar, Bazen de kavgalar yapılırdı çeşme başlarında. Bir keresinde, Bir kamyon geçiyordu…

SİNEMA GÜNLERİ


60’ların sonuna gelindiğinde yeni evimize taşınmıştık. Toprak değil, kerpiçten yapılmıştı,elektrik de bağlanmıştı. 2 odası olan bir evdi, her bir odanın kapısı dışarıya açılıyordu, Odalardan biri mutfak olarak, diğeri de oturma ve yatma için kullanılıyordu, Odalar arasında bel hizasında küçük bir delik vardı, mutfaktan getir götür işleri buradan el ile uzatılarak yapılıyordu, Sonra eve bir oda…

AKSARAY’DA ÜÇ EV


Hayat elinde iplerimizi tutan bir oyuncu gibi, Kendi kurgusuna uygun olarak bize biçtiği oyunu sergilemekte, Çoğu zaman da beklentilerimizin çok ötesinde bir başlangıç veya final yaşatmaktadır.   MERHABA İSTANBUL 04 Aralık 1989, İstanbul’da ilk işe başladığım tarih, O güne kadar hayatımın hiçbir evresinde İstanbul’da yaşamayı planlamamıştım. Üniversiteyi Ankara’da okumuş,   gelecekle ilgili planlarımı da, arayışlarımı…

BAŞLAMAK


Bu gün blokumda; sevgili dostum Serdar YAKAR ‘ın sabah saatlerinde bana gönderdiği e mail mesajını yayımlamayı tercih ettim. bununla birlikte yazını başlığını oluşturmak ve ufak tefek ayarlamalar yaparak küçük bir katkı sağlamayı da ihmal etmedim. Okumanızı tavsiye ederim. BAŞLAMAK “Merhabalar İsmail Kardeş; Yerimiz gönüller, yurdumuz umutlar; Varlığımız sağlığımız, varsıllığımız yapıtlar; Yokluğumuz düşler; yoksunluğumuz düşüncesizlikler; Eylemimiz…

YAŞAM ENERJİSİ


Dünya yüzeyinde sayısı 6 Milyarın üzerinde olan İnsanoğlu için bir o kadar sayıda hayat ve hayat hikayesi vardır. Her bir hayatın; Yaşamla ilk yüzleştiği an, yer, insan ve toplum, Karşılanma biçimi, duygu (güven-tehdit-korku -sevgi- nefret) Bir diğerinden farklıdır. İlk yüzleşilen; Bazıları için dostça bir bakış, sevgi dolu bir dokunuş ve ses iken, Bazıları için tehdit…