ERZİN VE HAVALİSİNDE KULLANILAN KELİMELER VE AKSANLAR


A ABARİ :  Şaşırmak, heyecanlanmak, hayret, ABO, AABBOV :  Şaşırmak, heyecanlanmak, hayret ACAR  : Yeni AĞICAK :  Zakkum AĞIL, AAL : Ağıl. Tarla veya bahçeler arasında çalılardan örülmüş duvar. AĞIZ, AAZ : İneğin yavruladıktan sonraki ilk sütü. AĞZI YUMULASICA : Ölesice  AHRAP : Akrep ALABAŞ : Bir tür küçük, çizgili motifli kavun türü. ALAF ÇALMAK, ALEV ÇALMAK : Sıcak ve nemli…

ERZİN’DE KULLANILAN LAKAPLAR


56           Esnaftı, İspirto sadece orada bulunurdu. 52 ACAR YUSUF (YUSUP) ANAMORLU ANŞA APO MUSTAFA  ARABACI TAHİR ”Kinardan be yavrum kinardan”’ derdi at arabasını sürerken.. ARAP ZİYA          AZMAN BEKİR    BABACAN ALİ     BABACAN HÖSÜÜN BABACAN HASAN BIDIK BEKİR    CİN ALİ CİN YUSUP ÇEKGEN EMİN  ÇETEN MEMMET ÇOMMAN OSMAN ÇÖKÜK MAHMUT  ÇÖNE İBRAAM DANACI ÖMER DELİ HÖSÜÜN ,…

BİR DOĞUM GÜNÜ ANISI VE ERZİN


DOĞUM GÜNÜ Henüz delikanlılık çağındayım, günlerden Temmuzun 16′sı, yıl ya 1979, ya da 1980 Anneannemlerin portakal bahçesini suluyoruz Emmimoğlu Metin ile birlikte, Koskoca geceyi devirmiş, sabah güneşinin doğmasına az zaman kalmış, Her taraf zifiri karanlık ve bir o kadar da sessiz, cırcır böcekleri bile derin uykuya dalmış, Elimi çapaya dayamış, gemici fenerinin aydınlattığı portakal ağacının…

İLK ANILAR


İlk anım, henüz bir yaşıma basmadığım günlere aittir. Tek odalı bir toprak evde oturuyorduk o zamanlar, Odanın zemininde “Taft” diye adlandırılan, Yerden biraz yüksek olan tahtadan bir zemin vardı. Henüz kundaktaydım o zaman, Yatıyordum ve başımın ucunda duran kıpkırmız bir birşeyi seyrediyordum. Üzerine biraz güneş ışığı değiyordu. O zaman elbette gördüğüm şeyin domates, renginin de…

IŞIKSIZ GÜN HİKAYELERİ


Benim kuşak çok ilginç bir kuşaktır. 78 kuşağı derler bize, Nice değişimlere tanık olduk biz, nice zulümlere,yok oluşlara, Teknolojinin ne demek olduğunun bilinmediği dönemlerden geldik biz, 60’lı yıllarda elektrik gelmemişti bizim oralara henüz, İdare lambaları, gaz lambaları vardı, Biraz durumu iyi olanlarda ise Gemici Fenerleri ya da Lüküs’ler  vardı o zamanlar. Ne güzel günlerdi bilirmisiniz….

MAHALLE ÇEŞMESİ


70’lere gelinceye kadar her evde su yoktu, Mahalle ve sokak çeşmeleri vardı, herkes suyunu oradan alırdı, Biz muhacirlerin oturduğu bölgede, Erzin-Dörtyol yolu üzerinde, Veysel Kervancı’nın evinin önündeydi çeşme, Kadınlar yıkanacak çamaşırları toparlayıp, aceleyle çeşme başına giderlerdi yer kapmak için, Bütün dedikodular, muhabbetler, tatlı atışmalar, Bazen de kavgalar yapılırdı çeşme başlarında. Bir keresinde, Bir kamyon geçiyordu…

SİNEMA GÜNLERİ


60’ların sonuna gelindiğinde yeni evimize taşınmıştık. Toprak değil, kerpiçten yapılmıştı,elektrik de bağlanmıştı. 2 odası olan bir evdi, her bir odanın kapısı dışarıya açılıyordu, Odalardan biri mutfak olarak, diğeri de oturma ve yatma için kullanılıyordu, Odalar arasında bel hizasında küçük bir delik vardı, mutfaktan getir götür işleri buradan el ile uzatılarak yapılıyordu, Sonra eve bir oda…